Bu kadar çok insanın sözlerini biriktirdiği, yazdığı bir anda harflere sıcak bir ev olabilecek mecra var mıydı? Söz var ama yeterli bir alan yok diyerek çoğu kez sözleri kendinize sakladınız…

Twitter taymlanında akıp geçen kısacık sözlerimiz kadar, insanlığın hafızası olan derinleşmiş cümleler bir nehir gibi akmak için yollara düşmeli öyleyse. Peki nereye akmalı? İnsanlığın derin hafızasının akıp ummana dönüştüğü bir nehir yatağı da biz olalım dedik. Özgür Blog bunun için oluştu. Özgür insanların sözlerini özgürce savunup haykırabildiği, kadim topraklara can olmuş Dicle ve Fırat’ın berrak suyunun süzgecinden damıtılmış sözcüklerin bu sefer de özgür Blog’da birikerek yeni bir yaşama can vermesi için yola koyulduk. Yeni Yaşamı kurmanın heyacanıyla …

Sözcüklerden yapılmış taşlara çarpalım öyleyse… Bırakın ‘’çürüsün” omuzlarımız… O halde yerim dar demeyiniz lütfen, buyrunuz size alan… Sözler ve kelimeler alanı… Sözlerinizi iyilikten değil kötülükten sakınınız; iyiliğin, demokrasinin, adaletin, özgürlüğün ve eşitliğin sözleri yankılansın dört bir yanda… İyiliğin sözleri nasılsa süzülür insanlığın onur süzgecinde. Bir Newroz ateşi gibidir sözlerimizin alanı, adı olan Özgür Blog bir meydan. Doğa kadar toplumun ve kadının baharına, yeni yaşamın filizlenmesine pankartınızı açabileceğinız bir meydan…

Bazen 90’ların Cizre’sidir, Şırnak’ıdır sözlerimiz… Hatta sözün değil ölümün sessizliğinin hüküm sürdüğü zindanlardır… Belki Uğur’un söyleyemedikleridir… Belki de Ceylan’ın rüyasında sayıkladıkları… Belki de Berkin’in yaşayamadıklarıdır… Sözlerin yükümlülüğünün taşındığı, onların bir elbise gibi giyip çıkarılmadığı, sözcüklerimizin karakterimiz olduğu bilinciyle yazıların nakışlandığı bir alan…

Elbette ağırdır sözleri taşımak. Bazen bir resim, bazen bir marangozun işlemeleri, bazen bir bakkalın asla alamayacağı veresiye defteridir… Ölümün kol gezdiği bu topraklarda; olmayanı yani yaşamı, farklılıklarımızın birliğinde, beraberce paylaşarak onurlu ve özgürce yaşamayı yazacak cümleleriniz varsa buyrunuz…

Cinsiyetçi bakış açısından azade, beden ve güce göre değil de insanların varolma haklarına göre cümleler kuracaksanız buyrunuz…

İnsanların ait oldukları her ulusun kültürel olarak varolma hakkını tanıyorsanız ve demokrasinin cumhuriyetle birleşmesini istiyorsanız buyrunuz…

Ve asla unutmayalım ki; sözler bir dünya kurmaya yetecek kadar güçlüdür… Yeter ki, sözlerimizin yazmak kadar yapmak olduğunu da bilelim. Öyleyse yüklü sözlerden bir hayat inşa etmeye buyrunuz…

Özgür Blog; gündemini özgürce yaz…

 

Şimdi yazar ol…