Editörün seçtikleriPolitika

Kaldır peçeyi, yak sigarayı, kokla özgürlüğü

Minbic Askeri Meclisi ve Demokratik Suriye Güçleri (QSD) savaşçılarının adım adım ilerleyişi 12 Ağustos’ta nihayete erişti ve Minbic, 73 günün ardından barbarlardan temizlendi. Minbic’in özgür olması şu Ağustos sıcağında vaha rüzgarının esintisi gibiydi. Çünkü bir gün bile katliamsız geçmeyen Ortadoğu’da özgürlüğe susamıştık. Savaşçılar tüm alanları temizlemeden zafer ilan edilmedi, an be an takip ettiğimiz haberlerde özgürlüğün müjdelenmesini bekliyorduk. Sonra son dakikalar geçen ajanslar Minbic’in çetelerden yüzde yüz arındığını duyurdu. Zaferin ayağa durduğu bir anda, Minbic sokaklarından sevince boğulan insanların görüntüleri tarihi bir miras bıraktı bizlere, tıpkı Kobanê zaferinde olduğu gibi. Haber sitelerine, sosyal medyaya düşen görüntüler gerçekten mest etti. İsmini bilmediğimiz sayısız savaşçının fedaice savaşımı sayesinde kazanılan Minbic’in insanlığa armağan edildiği an gelmişti. Minbicliler aylardır bu anı beklemiş, hayalini kurmuştu. Her gün bir mahalle çetelerden arındırılıyordu. Özgürlük gelip çattığında insanlar umutlarını da kucaklayarak sokaklara fırladı. Savaşlarda ilk önce kadınlar ve çocukları köleleştiren DAİŞ barbarlarına karşı önce kadınları ve çocukları özgürleştiren insanlık savaşçılarına asırlar boyu hasret kalmışcasına sarılanlara ne mutlu. Bu sevinç hepimizin. Minbic’te nelerin yaşandığını umarım bu onurlu zafer unutturur. Minbic’in özgürleşmesi için attıkları her adımı için savaşçılara borçluyuz.

Kurtuluşla birlikte sevincin tüm Minbic sokaklarına yayılması aklıma şu soruyu getirdi. Acaba Mincbic’te yaşayan bir DAİŞ tutsağı olsaydık neler hissederdik? Minbic’in özgürlüğüne kavuşmasından keyfi kaçanlar da bu soruyu sormalı kendine. Çünkü orada yaşayanların ne büyük bir vahşet ile karşı karşıya kaldığını özgürlük savaşçılarına sarılmalardan anlayabiliriz. Örneğin, yüzünde sevinç ile acının ifadesini taşıyan yaşlı bir amcanın şakağından öpen kadın savaşçı, genç bir savaşçıyı yüzünün tam ortasından öpen anne, çarşafını kızıl ateşe veren kadınlar, sakalını makaslayan erkekler, sigara içen kadınlar ve zafer işareti yapan çocukların sevinci, kaybolmuş tüm insanlığı gün yüzüne çıkaracak türdendi. Böyle bir kurtuluş için herkes sevinmeli.

Zafer kutlamalarının ardından halay çeken savaşçılar, halaya tutulan zılgıtlar, sınırları aşarak tüm Kürdistan’a yayıldı adeta. Zaferin ilan edilmesinden sonra sokaklara çıkması yasaklanan kadınların koşuşturması, adımlarının hesabını artık hiçbir sapkın çeteye vermeyeceklerini anlatıyordu sanki. Evet, her şeyden vazgeçilerek kazanılan mücadelelerde geriye kalanlar acı çekse de küçücük bir Leyla’nın hatırına yeni bir yaşam inşa edilir Minbic’te. Ebu- Leyla, nice Leylalar için mevziden mevziye çarpışarak Minbic’in özgürlüğünü arzulamıştı. Hani eve o zaman gidecekti ya… Ebu Leyla, Leyla’n Minbic’in sokaklarında korkusuzca koşabilecek artık. Gökyüzünün durakları var diyorlar, buluşursunuz belki orada. Zihinlerimize kazınan kocaman gülüşünle Leyla’na kavuşmanın zaferiyle Minbic’i bir arada kutlarsın o zaman. Sen onun saçlarını koklarken, Leyla’n anlatır sana Minbic’in zaferini. O seninle gurur duyuyor.

Ve Minbic yolunda giden Raperînlerin, Cemrelerin kadınlara armağan ettiği özgürlük, karaları söküp aldı kadın bedeninden. Kadın olmanın değerlerini çalan barbar erkeklere karşı savaşan kadınlar,  yaşamı ve renkleri armağan etti. Minbic zaferinden bize kalanlar arasında unutulmayacak fotoğraflar da var. Benim de çok sevdiğim bu fotoğrafta, peçesini geriye atan bir kadın sigarasını içerek zafer işareti yapıyor. Bu fotoğraf karesi kesinlikle sigara içmekten öte bir şeyi ifade ediyor. Külü yere düşmeye meyletmiş sigarasıyla bir fırt özgürlük çekerken ciğerine, yüzündeki gülümseme aydınlatmak için güneşe yardım ediyor gibiydi. Yüzündeki tebessüm ve diğer eliyle yaptığı zafer işareti kurtuluşu ispatlıyordu zaten. Sigarasını sonuna kadar tüketip, birazdan o da çarşafını da yakacaktı. Mesela sol yanağındaki gölge de zaferle birlikte belirdi yüzünün çehresinde. Artık hiçbir barbarlık kadınların yüzündeki gölgeyi karanlığa çeviremez diyor sanki. Sigara içmenin bu kadar estetik olduğunu daha önce hiç düşünmemiştim. Sigara içmeyen biri olarak, ben de o gün bir sigara yaktım. Dumanlarımızın aynı gökyüzünde buluşacağını ümid ederek. Biraz da öksürerek içtim. Özgür olunmadan sigara bile içilemiyormuş diye düşündüm. O yüzden kaldır peçeyi, yak sigarayı, koklayın özgürlüğü Minbicli kadınlar…

Ayşe Kuran
Ayşe Kuran

Önceki

Mecliste Uzaylılar Var !

Sonraki

Yaşama Bir İhtimal Bırakılmış Mıdır?