Politika

Bastırılmış Özgürlük, Kandırılmış Demokrasi

”..de ki
özgürüm
kanatlarım var
uçacağın yer
ayağındaki ipin uzunluğu kadar”

Muazzez Uslu Avcı

 

Hiç bir zaman özgürlük ve demokrasiden nasibini alamamış bir ülkenin vatandaşları olmak zor. Hele okumuş yazmış, dünyanın farkında olan bilinçli insanlar için fazlasıyla zor.Üçüncü dünya ülkelerindeki diktatöryal sistemlerin sık sık Türkiye’nin de başına gelmesi arada bir geçiş dönemlerinde ucundan azıcık koklatılan demokrasinin tadına bile varamamış olmanın mutsuzluğu ile özgürlükten vazgeçmiş ve kaderimiz budur böyle gelmiş, böyle giderci teslimiyetçi bir toplum yapısını inşa etmekte harç olmuş çaresizlik…Bindirilmiş ve kandırılmış kıtalarla kaç gündür demokrasi şölenleri izliyoruz hayretle. Özgürlüğün bastırıldığı bir memlekette demokrasiyi de aldattık. Demokrasiyi aldattık çünkü, hiç okuyup araştırmayan bir topluma çoğunluğu ne verse ne dese inanıp içselleştirdiğine göre. Demokrasiyi anlamı ve işlevi dışında topluma onun özgürlüğü ve kazanımı gibi anlatılması demokrasiyi kandırmak değil de nedir?

Asırlarca ne ekonomik ne siyasi olarak gelişemeyen bir toplumun seçmiş olduğu iktidarların daima seçim öncesi söylemi ile seçim sonrası söylemleri birbirini tutmadığını gören sürekli kandırılan toplumun da içine düştüğü umutsuzluğun karşısında yeni mücadele yöntemleri ile bu statükocu düzene karşı çıkmak gibi azınlığın eylemleri şiddetle bastırılıp nefes alma alanları iyice kapatılan toplumun ruhu söndürülerek teslimiyetçiliğe doğru evrilmiştir. Ve geleneksel olan şeylerin birer birer unutturularak yeni ama kaypak duyguların prim yaptığı karamsar bir zalim zaman dilimindeyiz . Tıpkı Egemen ideolojinin entrikaları, yalanları aldatmaları gibi, toplum kültürü için de normalleşmekte.

EŞANTİYON DEMOKRASİ

Bizim gibi ülkelerde zaman zaman diktatörlüğün krizine bir çözüm olarak ortaya çıkan, yani, “eşantiyon demokrasi”ler uydurulur. Çünkü olmayan demokrasi, başka bir dış  veya iç güçler tarafından  tehdit altındadır veya bir senaryo ile demokrasinin darp edildiğine inandırılmaya çalışılır

”Popülist rejimlerin ortak özelliği ise halk lehine birtakım dönüşümler yaparlar fakat  kesinlikle demokratik olmazlar Ulusal bir takım haklar, anti-emperyalist yönde bir takım eylemler vermekte. Sosyal birtakım dönüşümler yapmaktadır. Özellikle sosyal hareketliliği arttırıcı, geliştirici eylemler yapmaktadır. Ama kesinlikle inisiyatifin tabandan gelmesine izin vermezler. Kesinlikle! Bir takım haklar veren her zam an için iktidardır, her zaman değişiklikler yukarıdan gelir”(Samir Amin modernite din demokrasi)

Daha öncede dediğim gibi, az gelişmiş toplumlarda eksik olan özgürlük ve demokrasi, her iktidara gelenin en büyük vaadidir. Demokrasi kazanacak, özgür bir toplum için vb.. denilir. Elbette onlar da biliyordur ki, toplumun en çok neye ihtiyacı varsa onun üzerinden aldatmayı bilir egemenler.
Gerçekten hiç demokrasi kültürü olmamış yığınlara demokrasi diye diktatörlüğü bile yutturabilirsiniz. Gerçi o yutmaya hazır olanlar zaten mevcut bir güce biat etmiş mazoşist ruhların eğilimidir. Koca dünya içinde yalnızlaşmış, umutsuz, korkutulmuş, sindirilmiş bireylerin kendilerini yönetecek, sömürecek bir güce teslim olarak kendi kendilerine eziyet etmenin uygun bir yolunu bulmaları ve özgürlüklerinden vazgeçmeyi kabul etmeleri değil midir?
Tam da bugünlerde yaşadığımız ülkenin kaosu, geleceğin belirsizliği, diktatör bir sistemin başımıza iyice musallat olması, daima bir yetkeye boyun eğen gönüllü bir kalabalığın ”seçme hakkını” kullanarak ( demokrasinin bizdeki tek uygulanma hali) diktatörünü demokrasi aracı ile de seçmiş oluyormuş. Acı çeken ise biz bir avuç muhalifler ve halkın ötekileştirilmişleri ve Kürt kesimi olmakta.
Sözde 15 Temmuz darbesi ile kötü yola düşen demokrasiyi milletçe tekrar ayağa kaldırma seferberliği yapıldı. devletin içindeki güç odaklarının menfaati gereği çatışması, geleneksel sermayenin değiştirilen yapısı ve yeniden talan ve el değiştirme ile yeşil sermayenin milli ve yerli sermaye dönüşün çarpışmaları, paranın bunalımı, iktidarın ”kandılmışlığı” vs. derken. Hiç sahip olamadığımız ama eşeğimizi kaybettirip bulma psikozlarına sokulma hallerimizle. 30 gündür demokrasi yedik demokrasi kustuk neredeyse.

VE ”KÖTÜ YOLDAN KURTARILAN DEMOKRASİ”

Son bir aydır devam eden demokrasi şöleni ve ‘darbeci Fetö’ ile 40 yıl birlikte yemiş içmiş kocaman sakallı adamların ve kadınların boy boy itiraflarını izledik. 40 yıl birlikte yemiş içmiş,yatmış ve birlikte suç işlemiş safların kandırılma senaryolarını izledik. Eh artık toplum da tam bu hikayelerin esriği içinde iken sıra geldi ”vurun abalıya’ kısmına, devrimci, demokrat, sanatçı, muhalif, Kürd’e yapılan baskılar; sindirme, yok etme politikaları tüm şiddeti ile başladı. ”Yaşasın diktatörlüğün demokrasisi!” dense daha uygun olurdu.
Zira demokrasinin olduğu yerde; Özgürlük de vardır. Özgürlüğün gerçekleşmesi için ise; bireyin kendi yaşamının ve toplumun yaşamının belirlenmesine, yalnızca resmi oy verme edimiyle değil, günlük etkinliğiyle, işinde, ve diğer insanlarla ilişkilerinde etkin olarak katılıp katılmadığıdır. Biz de özgürlük sadece ve sadece mevcut egemen sistemin var olma özgürlüğü ve köleliğe gönüllü halkın sisteme onay vererek kendi özgürlüğünden vazgeçmesi ile olmakta.

KAPİTALİZM’DE DEMOKRASİNİN BOYU NE KADAR?

Bizim gibi kapitalizmin en vahşi ilişkilerini yaşayan ülkelerde demokrasi ne kadar lüx ise dünyanın diğer gelişmiş kapitalist ülkelerinde bize göre nispeten fazladır. Avrupa tipi nispi demokrasiler insanın gelişmesi ve dönüşmesinde daha etkili iken. Bizim gibi totaliter rejimlerin sık sık tekrarlandığı ülkelerde insan, bireyliğini kaybederek, üretemeyen yaratamayan, sinik teslimiyetçi bireylere dönüştürülmüştür.

1793 Fransız Burjuva devriminde o dönemin komünistleri sayılan Jakobenler “ekonomik liberalizm , demokrasinin düşmanıdır” demişlerdir. Başka bir deyişle pazar, demokrasinin düşmanıdır. Kapitalizm pazarın kendisi olduğuna göre demokrasi o pazarda satılmıyor demek. Gerçi kâr edeceği her şeyi satan kapitalizm kendi biçtiği sınırlı demokrasiyi de satmakta.
Kapitalizm daima akıl karıştıran ve her an ayaklarımız altındaki zemini her an altımızdan çekecek olan, güvensiz, insanın kendine yabancılaştığı bir korku sistemidir. Dolayısı ile kapitalizmin demokrasisi yoktur sadece arada bir nefes alma alanları açmıştır. Her an her türlü kötülüğün başımıza geleceğinin beklentisi içinde olduğumuz bu sistem ise tıpkı insanların ömrü gibi bir ömre sahip olup bir gün onun da mort olması kaçınılmazlığını da unutmuyoruz

GENE DE
Her ne kadar sınırlı da olsa demokrasi hiç olmayandan iyidir. Diktatör sistemlerin acısını yaşamış ülkenin aydın insanları bilir ki, o küçük nefes alma alanlarında ancak toplumla iletişim kurabilir, sanatın, edebiyatın, bilimin, sivil toplum örgütlerinin seslerinin duyurulmasına araç olan demokrasi elbette insanın özgürleşmesi için yeterli olmayacaktır. Fakat insanın ve toplumların özgürleşme sürecine giden yolları açmakta bir araç olacak. Elbette her toplum doğacak yeni bir toplumun sancısını çeker, elbette her yeni toplum eskinin bağrında yeşerir tarih bize öyle gösterdi. Ve elbette biz devrimcilerin beklediği demokrasi yeni doğacak toplumun içindeki sağlıklı demokrasi olmalı. Eşitlik, kardeşlik, özgürlük ve doğa… olmadan bize sunulan demokrasi tam demokrasi asla değildir.

muazzez uslu
muazzez uslu

Şair/Yazar
Kitapları : Bahardandır, Üstüm başım Tozpembe, Çiçeklere gidelim(Komşu Yayınları) İsyan Makamı, Xezel Boye Gej, Sakla Beni Anne (Favori yayınları)
Almanca'ya ve Kürdçe'ye çeviri kitapları vardır. Halen Almanya'da Die Brucke' dergisinde şiirleri yayımlanmakta. Ayrıca çeşitli gazete, dergi ve antolojilerde şiirleri ve makaleleri de bulunmaktadır.
Halen, fikri ve birikiminden geldiği kadar yazılar yazmaya çalışmakta. Deneme, araştırma, şiir üzerine yazı ve kitaplar yazmaya devam etmektedir.
Yarışmalara katılmayı hayat görüşü olarark uygun bulmamaktadır

Önceki

15 Ağustos Kürtleri özgürleştirdi

Sonraki

Mecliste Uzaylılar Var !