Editörün seçtikleriPolitika

15 Ağustos Kürtleri özgürleştirdi

Kürtlerin karşı karşıya kaldığı kültürel soykırım, fiziki katliam ve hala devam eden inkar siyaseti göz önüne alındığında, 15 Ağustos’un anlamı daha iyi anlaşılır. Kürtler barışçıl  ve savaş karşıtı  bir  halktır. Kürtler  bölge  halklarıyla eşit özgür temelde birlikte yaşamayı tercih ediyorlar, katı ulus devletlerin eseri olan ve ulusları dar sınırlara hapseden her türden sınıra karşıdırlar. Kürtler hiç bir zaman şiddet ve savaş sevdalısı olmadılar. Kürtler sürekli barışçıl ve siyasal yollardan Kürt sorununun çözümünü istediler, bunun  çabası ve gayreti içerisinde oldular. Ancak ne var ki,  yüz yıldır Kürtleri kendilerine benzetmek isteyen inkarcı zihniyet, Kürtlerin ulusal taleplerine kulak verip sorunu çözmek yerine günümüze kadar bastırma ve yok etmeye çalıştılar. 20 yıl öncesine kadar Kürtlerin bu coğrafyada yaşadıklarını bile kabul etmiyorlardı. ‘ Bu ülkede Kürt yoktur’ dediler yıllarca.  15 Ağustos bir askeri atılımdan da öte bir siyasal zafer anlamına gelir. Askeri savaşlar zaten siyasal kazanımlar içindir.  Kürtler hiç bir zaman askeri savaşı değil, siyasal mücadeleyi esas aldılar. Ancak askeri mücadele var olmanın tek yoluydu, başka seçenek bırakılmamıştı. Kürtler siyasal demokratik yollardan ulus olmaktan kaynaklı haklarını her ulus gibi yaşayabilme imkanın sahip olsalardı, askeri savaşın yanından bile geçmezlerdi.

Ortadoğu gibi bir bölgede toplumlar silahların gölgesinde yaşamak zorunda bırakıldırlar. 15 Ağuston aslında bir zorunluluktu, tek kurtuluş yoluydu. 15 Ağustos atılımı olmasaydı bugün  Kürtlerin adından bile söz edilmezdi. 32 yıl önce onlarla başlayan ve  o dönemler daha yeni yeni Kürtlerin kurtuluş umudu olmaya çalışan Özgürlük Hareketi onlarca özgürlük savaşçısıyla bu atılımı başlatmış, Kürtler üzerindeki onlarca yıllık korku duvarını parçalamıştı. 15 Ağustos atılımı büyük ölümsüz komutan Mahsum Korkmaz’ın komutanlığında onlarca militanla başlamış, bazı aralıklarla yapılan ateşkes süreçleri dışında günümüze kadar büyüyerek ve inkarcı zihniyetin Kürdistan’da her türlü etkisini kırarak  devam etmektedir. 15 Ağustos’un en büyük başarısı tabi ki, Kürtleri ‘ölü Kürt’ olmaktan kurtarması, Özgür Kürt haline getirmesiydi. Kürtler devlet tarafından anayasal olarak hala kabul görülmeselerde, önemli oranda inkarcı sistemin dışına çıkmayı, kendi kimliğini keşfetmeyi ve kendisi olmayı başarmışlardır.

İnkarcı zihniyet 15 Ağustos atılımını askeri olarak yenemediği gibi, 15 Ağustos atılımının büyük yenilmez ruhu tarafından siyasal olarak ağır bir şekilde yenilgiye uğratıldı. İnkarcı siyasetin Kürdistan’da artık siyasal bir gücü ve etkisi kalmamıştır. 32 yıl önce kısıtlı imkanlara sahip olan bir mücadeleyi bitiremeyenler günümüzde her yönden zenginleşen ve kitleselleşerek devam eden bir mücadeleyi bitirmelerine artık imkan kalmamıştır. Yani inkarcı zihniyet gelinen aşamada artık Kürtlerin ulusal kurtuluş mücadelelerini bitiremezler. İnkarcı siyasetin Kürtlerin ulusal varlığını kabul etmekten başka çare ve seçeneği kalmamıştır. Yüz  yıl önce temelleri yanlış atılan ve Kürt karşılığı üzerine kurulan cumhuriyet ya Kürtleri kabul edip gelişecek ya da kendi elleriyle kendi sonunu getirecek. Kürtler her şeye  rağmen af etme büyüklüğünü gösterirler, kardeşlikten ısrarlı olurlar. İnkarcı siyaset bugün Akp’nin eliyle yüz yıllık inkarı daha vahşi bir şekilde sürdürmek istiyor.

Kürtlere dayatılan inkar siyaseti her defasında Kürtlerin büyük direniş duvarına çarparak kırılmıştır. 15 Ağustos artık küçük bir gerilla grubu tarafında değil, miyonlarca Kürt tarafından bir ulusal isyana dönüşmüştür. 15 Ağustos sadece küçük bir kıvılcımdı, esas olan milyonların ayağa kalkmasıydı. 15 Ağustos milyonları bilinçlendirdi, ayağa kaldırdı ve özgürlüğe yürüttü. Tabi 15 Ağustos sadece Kürtlerin değil, ilerleyen yıllarda Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun kurtuluş ve demokrasi ruhu olacaktı. Bugün Ortadoğu çapında halkları özgürlüğe götürecek tek büyük güç tabi ki, PKK’dir… 15 Ağustos Kürtlere bilinç, moral ve cesaret vermiştir. Direnen ve hak almasını öğrenen  bir halk gerçekliğine ulaşıldı. Yani Kürtler 15 Ağustos atılımıyla kendilerini kendi küllerinden yeniden yarattılar. 15 Ağustos öyle geçici bir askeri eylem değil, bir siyasal ve toplumsal değişimdir, devrimdir, ulusal ve toplumsal diriliştir. Kürtlerin ne gibi bir tehlikeyle yüz yüze bırakıldıkları dikkate alınırsa 15 Ağustosların siyasal ve toplumsal değeri ve kazanımları daha iyi anlaşılır. 15 Ağustos’un Türkiye’yi bölme, kırıp geçirme, dağıtma gibi bir amacı olmamıştır. 15 Ağustos öncelikle inkarı kırmayı, Kürtleri aydınlatmayı ve demokratik özgür bir halk yaratmayı hedefledi.

Bunu da önemli ölçüde başardı. Bugün Türkiye’de Kürt inkarı ve kapitalist  temeller üzerinde kurulan sömürü sistemi artık yaşayamaz hale gelmiştir. 15  Ağustos Kürtler üzerinde inkarı yok etmiş ve Türkler üzerinde de, ekonomik faturası çok ağır olan kapitalist sistemi reddetmiş, kapitalizme  alternatif olan komünal sistemi geliştirmiştir. 15 Ağustos sadece Kürtlerin dirilişini sağlamamış, aynı zamanda da, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu devrimci demokratik mücadeleyi de geliştirmiş, büyütmüştür. 1970’lerle başlayan mücadele artık hedefine ulaşmak üzeredir. Onbinlerce kahraman devrimcinin al kanları Kürdistan ve Türkiye’de yeni bir yaşamın temeli oldu. Onbinlerce devrimci ölümsüzleştiler, birer özgürlük gülü olarak yeniden doğdular bu topraklarda. İnkarcı ve sömürü düzeni Akp’nin eliyle son zamanlarını yaşıyor. İnkarcı siyaset Akp’yle beraber tarihe karışacak, yok olacak. Akp bu inkarcı ve sömürü sisteminin son uygulayıcısı olacak. 15 Ağustos Kürdistan’da yeni insanı yarattı, yeni bir yaşamın yolunu açtı. 15 Ağustos diriliş bayramı bütün halklarımıza ve dünya insanlığına kutlu olsun.

Kemal Söbe
Kemal Söbe

Önceki

Yenikapı'yla, bayrakla, demokrasi nöbetleriyle üzeri örtülmek istenen gerçekler!

Sonraki

Bastırılmış Özgürlük, Kandırılmış Demokrasi