Politika

Yenikapı’yla, bayrakla, demokrasi nöbetleriyle üzeri örtülmek istenen gerçekler!

Evvela 15 Temmuz akşamı alanlara çıkarak tankların ve silahların namlularına aldırmadan askeri darbeyi önleyen sonrasında da alanları terk etmeyerek “demokrasi nöbeti” tutan geniş emekçi halk yığınları önünde can ı gönülden eğilerek selamladığımı belirtir, “askeri kalkışma” sonucunda yaşamını yitiren insanlarımıza Allahtan rahmet, yaralılarımıza acil şifa dileklerimi iletirim.
15 Temmuz öncesi iç ve dış siyasette her bakımdan sıkışmış olan saray ve AKP iktidarı kendileri ne yönelik darbe girişimini berteraf etmede geniş halk yığınlarını “ustaca” yönlendirmeyi, kendilerinin geleceğini tahkim etmek için “tek millet, tek devlet, tek bayrak…” söylemi etrafında topladığı CHP/MHP gibi siyasi parti teşekkülleriyle “birlik – beraberlik” türküleriyle dış siyasetteki tıkanmışlığı, ekonominin tükenmişliğini, Kürt halkına yönelik inat ve ısrarla büyüterek 1.5 yıldır sürdürdüğü savaş politikalarının sonuçsuzluğu gibi gerçeklikleri emekçi kitlelerin milliyetçi/şoven ve dini duygularını şahladıracak etkinliklerle ayakta tutarak açmazlarını örtmeye çalışıyor.

Darbe girişimini ardından en net görülen şey, AKP’nin ‘Vatan Millet Sakarya’ yalanlarıyla ve yine bu yanlanlarıyla sermaye sömürüsünün sorunsuz devamı yönünde “zorunlu bireysel emeklilik” vb uygulamaları devreye sokuşunu nasıl gizlediğini görüldü. Hatta ‘Fetö’ ile olan birlikteliklerini Erdoğan da dahil tüm AKP yöneticileri “milletten özür dileyerek”, itiraf ederken Gülenciler’in organize ettiği onlarca kirli, kanlı. operasyonlardaki sorumluluklarından hiç bahsetmiyorlar.

Bu itirafların en ilerisini Burhan Kuzu yaptı. AKP’nin kapatılma davasını engellemede Gülen Cemaati’yle işbirliği yaptıklarını söyledi. Doğru ama eksik; çünkü 2-3 yıl öncesine kadar AKP ve Gülen Cemaati iç içeydi. Yani işbirlikleri sadece kapatılmayı engellemekte değil, her zamandı.

Şimdi de eski yalanlarını itiraf edip, yeni yalanlarla gerçeklerin üstünü örtüyorlar. Bir dönem kötü olan her şeyin sorumlusu derin devletti, Ergenekon’du. Bugünse dünkü kötüler neredeyse baş tacı, her kötü şeyin sorumlusu ‘FETÖ’cüler’ oldu. Roboski’nin, Gezi’nin, Rus uçağının düşürülmesinin, Soma Katliamı’nın hatta Ceylanpınar’da öldürülen iki polisin bile sorumlusu ‘FETÖ!’

Kirli savaşı yürüten ‘FETÖ’ dediler. Ama kirli savaş hala sürüyor. Hurşit Külter hala kayıp. Sokağa çıkma yasakları hala sürüyor. Soma Katliamı’nın sorumlusu ‘FETÖ’ dediler. Ama hala madenler de dahil, tüm işkollarında iş cinayetleri sürüyor. İş cinayetlerini engellemek için tek bir denetim bile yapılmayarak sermayenin sınırsız sorunsuz sömürü yapmasını sağlıyor. Bankalara faiz indirimi dayatması, zorunlu sigorta aracılığıyla sermaye birikimi sağlanması, Kredi kart kullanımının yeniden kolaylaştırıcı genelgeler, teminat göstermede taşınır varlıkların devreye girmesi gibi düzenlemeler ve güvencesiz çalıştırma hazırlıklarıyla birleşince sarayın ve AKP’nin muradının ne olduğu gün gibi aşikardır.
Örnekler çoğaltılabilir. Dahası birebir cinayet dışında FETÖ’ye mal ettikleri her şeyde değişen hiçbir şey olmadı. Yani dünkü yalanlarını itiraf ederek yeni yalanlar söylüyorlar. Yeni bir darbe efsanesi, yerini şu an firari olan askerlerin suikast girişimine bıraktı. Yani devlet terörü için her zaman bir yalanları var. Bu yalanlara kitleyi inandırmak için bütün sermaye medyası dün yandaş medya dedikleriyle ağız birliği yapıyorlar. Bütün kanallarda darbe girişimi ve Erdoğan’ın çağrısıyla milletin bu girişimi bastırması bıktırasıya anlatılıyor.

Uçak düşürme krizinden sonra Rus yetkililerle görüşen Demirtaş ve HDP heyetine ‘vatan haini’ diye manşet atıp haber yapan genel akım medya bugün Rusya ya bin rica minnet giden Saray ve şurekasına alkış kıyamet destek yayınları yaparken iki yüzlüğünün yalancılığın pik noktasının bulunmadığını sergiliyorlar. Dostum Putin yalanını manşetlerine çıkartarak Erdoğan’ın dün söylediği yalanı bu gün söylediği yalanla örtmek için var güçleriyle çalışıyorlar.

Bir onlar mı? Vatan elden gidiyor, içsavaş çıkacak, demokrasimiz zarar görmesin söylemleriyle Saray ve AKP’nin örtmek istediği gerçeklere bez taşıyan başta CHP/MHP olmak üzere HDP dışındaki siyasi yapılar geniş halk yığınları kandırmak için aynı yalanları söylemekte sakınca görmüyorlar. Hepsi de AKP şemsiyesi altında durarak ve tek adam yönetimine çanak tutarak günü kurtarmaya çalışıyorlar. Böyle yapmasalar AKP’nin bütün yalanları kendilerini fazlasıyla yıpratırdı. Ama Burhan Kuzu’nun itirafını bile, hiçbir kanal, hiçbir parti eleştiri konusu yapmıyor. Çünkü düzenin efendilerinin hala AKP’ye ihtiyacı var.
Çünkü ağır bir sosyal yıkım saldırısı gündemde. Toz pembe yalanlara rağmen, derinleşen kriz gerçekliği var. Bu krizi emekçi sınıflara fatura etme gerçekliği var. Darbeyi bastırma büyüsüyle, yalanıyla fatura kısmen ödettirilebilme imkanı zorlanıyor. İşçi ve emekçiler büyüye, yalana kapılmak yerine gerçekliği görüp, krizin faturasını ödememek için gerçek emek ve demokrasi güçleri etrafında kenetlenerek alanlara çıkıp yalanlarınıza karnımız tok diye haykırmalıdırlar.

Göksel Rıza ÖZKAN
Göksel Rıza ÖZKAN

Önceki

Darbe Mekaniği Barış Masasına Karşı

Sonraki

15 Ağustos Kürtleri özgürleştirdi