Editörün seçtikleriPolitika

Devrimin Koca Çınarı: Heval Herbiji

1994 yılında Avrupa’da sürgünde tanıştım Heval Herbiji’yle.  Daha önceleri çok ismini duymuş ancak tanışma fırsatım hiç olmamıştı. Heybetli duruşu ve kocaman kalbinde, çocuksu özlem ve hayalleri hemen fark ediliyordu. Yürüttüğü tartışmalar, sunduğu perspektifler, siyasete ve tarihe olan hakimiyeti insanı kendisine hayran bırakıyordu. Herkesin kullandığı entelektüel dili kullanmaktan kaçınıyor halk dilini kullanmayı tercih ediyordu. Halkla devrim yapılır, bunun içinde halk senin anlattıklarını anlamalı ki yanında yer alabilsin derdi. Kelimenin tam anlamıyla halkıyla bütünleşen bir siyasetçi ve devrimciydi.

Tanıştığımda 56 yaşındaydı, duruşu, yaşamı, heyecanı,  hayalleri, hedefleri, özlemleri, yirmili gençlerin düzeyindeydi. İlişkilendiği, sohbet ettiği herkesin gönlünde taht kurmuştu, Heval Herbiji. Bazı devrimcileri anlatmak zordur, hangi kelimeleri cümlenin içine serpiştirerek anlatsam izah eder ikilemini yaşarsın, işte Herbiji Yoldaş böyle bir devrimciydi. Tarihin dehlizlerinden damıtarak yaşadığı acıları, özlemleri, umutları, hasreti sentezleyip toplumun hizmetine sunardı. Yediden yetmişe ve kadına kadar herkesin sorunlarını dinleyen çözüm üreten bir perspektife sahipti.

Demokrasiye, barışa ve özgürlüğe adanmış bir yaşamın adıydı Heval Herbiji. Üç çocuğunu inandığı dava uğruna mücadele ettiği Kürt sorununda yitirmişti. Onun için ben hiçbir zaman yoktu, biz vardı, yaşamının sonuna kadar da öyle yaşadı. Hiçbir sorun onun felsefesinde çözümsüz değildi, olmaz ve zor kelimelerini lügatinde mahkum etmişti. En karmaşık, çözülmez denen sorunlara çok serinkanlı bir şekilde çözüm üretirdi. Her sorunun bir çözümü sürekli beyninde mevcuttu. Heval Herbıji için devrimciler hiçbir zaman çözümsüz değil, devrimcinin torbasında her soruna çözüm perspektifi vardır.

Tam üç yıl beraber çalışma şerefine nail oldum. Her sohbetinde yüreğinde taşıdığı umutları, özlemleri ve ülke hasretini dillendirirdi. Kendisi Avrupa’da sürgünde idi ama kocaman yüreğini ülkesinde bırakmıştı. Tüm emeği, çabası bir an önce ülkeye dönüşün yollarını yaratmanın uğraşıydı. Hiçbir zaman çektiği acıları, sıkıntıları, zorlukları duyamazdın dilinde, yüzüne yansıyan yılların izlerinden hariç.

Bir sohbetimizde ülkeye olan özlemini şu sözlerle dile getiriyordu; “Ülkemizde, halkımızla eşit, özgür, kendi dilimiz, kültürümüzle yaşamak istediğimiz için bugün ya da ellerde açık cezaevinde yaşıyoruz. Oysa her ağaç kendi topraklarında, kendi kökleri üzerinde güzel ve faydalıdır” diye belirtti. Sohbet uzadıkça kalbinin derinliklerinden bir off çekerek ölmeden önce bir daha topraklarımızı görebilir miyiz? Dedi umut dolu bakışlarla.

Tüm zorluklara rağmen hiçbir zaman umutlarını yitirmedi. Her an ülkeye dönmenin yollarını yaratmak için mücadele etti. İlerleyen yaşına rağmen yorgunluk, yılgınlık yaşamadan vermiş olduğu özgürlük mücadelesini yükselterek sürdürdü. Nihayetinde uğruna mücadele ettiği umutları kısmi de olsa gerçekleşmiş ülke topraklarına yaklaşık 11 ay önce dönmüştü.

22 yıl sonra Heval Herbiji’yi görme şansına sahip oldum. Herbiji memlekete çocuklarının ve eşinin yanına dönmüştü. Gördüğümde gözlerim doldu yılların yıpratamadığı yoldaşımı, hocamı hastalık illeti yıpratmıştı. Sohbetimizde eskilere doğru yol alırken her zamanki sert duruşunu ve eleştirel yönünü elden bırakmıyordu. Tıpkı Avrupa’da ilk karşılaştığım gibi gözlerinin içi gülüyordu ama kalbinin yarısı yoldaşlarının yanında kalmıştı. Heyecanla Avrupa’dan kendisini arayanların ismini sayarken duygulanıyordu. Belli ki artık ardında bıraktığı yoldaşlarını göremeyeceğinin bilincindeydi, ama her zaman kalbinde taşıyacağını hissettiriyordu. Tıpkı dostları ve yoldaşlarının onu yüreklerinde ve mücadelelerinde sonsuza kadar yaşatacakları gibi.

Belli bir dalgınlıktan sonra tekrar kükreyerek “biz yetersiz yoldaşız, eğer yetersiz olmasaydık Önderliğimiz bugün esir olmazdı” dedi. Her zamanki gibi büyük bir umutla biz göreceğiz onun için mücadele etmeliyiz. Belki ömrü yetmedi ama inanıyorum ki Önderliğin bırakıldığı günü ilk o his edecek.

Evet, Heval Herbiji bugün tüm Kürt halkı senin mücadelendeki mirasını sahiplenerek fiziki duygu ve düşünce olarak huzurundaydı. Urfa Halkı da seni hiç yalnız bırakmadı. Binlerce yurtseverin seni toprak ananın kollarına emanet ederken özlemlerini, hayallerini gerçekleştirme sözü verdi. Yoldaşım, hocam belki fiziki olarak bizden ayrıldın ama düşüncelerin, felsefen bizimle sonsuza kadar yaşayacak. Sen rahat uyu Heval Herbiji…

Ali Kalik
Ali Kalik

Önceki

Güvercinleri de vururlar çiçekleri de kırarlar

Sonraki

Türkiye'nin demokrasisi, sonra çıkar oligarşisi..